Hakkında
  • Çalışmalarım transformasyon olarak adlandırabileceğimiz değişim fikri etrafında gelişiyor. Sadece biçim bağlamında değil düşünce ve spiritüellik bağlamında da... Ana temayı trans oluşturuyor; trans hayatın kendisinin hızlı değişimini özetliyor.

    Doğanın her bir küçük parçasında olan, her biri birbirine bağlı sürdürülemez enerji formlarıdır. Değişim fikri içinde zaman, mekan ve biçim, sadece seyrimizden değil ruhumuzdan da gelen biricik ve aynı olan yanlarımızı uyandırmayı resimlerimde yansıtmaya çalışıyorum.

  • Transcendental

     

    Bir bilinç yolculuğu:

    Immanuel Kant 1781 yılında ‘Kritik der reinen Vernuft’ Critique of Pure Reason’ı yazdığında felsefe tarihinin en önemli eseri olarak kabul edilmişti. Bu yazısında Kant transcendental için modern felsefede yeni bir anlam getirmiştir. Objelerin bilinç içinde algılanışından önce onların oluşuna dair bir bilişin insanda içsel olarak olabildiğini ve bunun da transcendental biliş olduğunu anlatır. İnsanın objeleri, objelerin kendi hali dışında, bilincinde hislere dayalı olarak farklı biçimlemelerle tecrübe edişidir.  

     

    Transcendent felsefe, objeleri boşluk ve zaman kavramları içerisinde tecrübe eden saf spekülatif anlayış ilmi olarak değerlendirilir. İnsan algısı ise farklı yargılara ve tecrübelere yer verirken, saf genel bir bilgi dışında, içsel bilgiye ve hislere dayandığında transcendental algıda bulunur. Boşluğun sonsuz  bir kavram olmasından ve zamanında insanın yarattığı bir kesinlik içerisinde olmayıp sadece seziye dayalı kalması nedeniyle bir fenomenadır. Bu durumu Kant açıklarken, tecrübeden yola çıkarak ve hislere dayanarak bir objeyi algılamak, gelip geçici yargıya dayalı bir anlam yüklemektir objenin kendisinin dışındadır diye belirtir. Metafizik gözle görülmeyen elle tutulmayan konulara dayalı bir ilim olduğundan içsel algılara ve hislere dayalı kalarak transcendent bilgi olarak tanımlanır. Bu bilgilerinde elle tutulamaz olması bizi onları düşünmekten alı koymadığı gibi kesin bir data içermediği için bir bilgiye vardırmaz.  Hepsi doğanın mekanizmasında olurken spekulatif anlayışa dayanarak, sadece bilmekten uzak bir inanışa dayalı kalır.

     

    Bu sergide içerik  olarak Kant’ın transcendent bilgisinden yola çıkarak resimlerimde insan algısının kaotik halini gösterirken algıda farkındalığın kişisel uyanışa gidebilecek yolunu göstermeyi amaçlıyorum. Bunu da metafiziğin yer verdiği Tanrı, sonsuzluk, ve özgürlük gibi süptil madde kavramlarını ve Hinduismin bazı ana felsefelerine yer vererek biraraya getiriyorum. Ezoterik ve dinsel araştırmalarım ile metafiziksel düşünceleri harmanlarken hepsinin kökeninin asıl benzerliğini izleyiciye resimlerimde göstererek izleyicide kendi hayatına dair bir farkındalık kazanmasına niyet ediniyorum.

     

    Bütün süptilik bilgilerin kaynağı aslen insanın içsel gücüne ve bilincine dayalıdır. Doğanın sonsuz uçuşan hakikat ve realitesi içerisinde birlik bilinciyle kalabilen kişi boşluk ile bütünleşir.  Zaman ve boşluk içinde anda kalarak hislerimizi izleyerek soyutlandığımızda akışta yaşarız. Transcendentalist düşünür Ralph Waldo Emerson’ın İnsanın Görkemi isimli eserinde de belirttiği gibi ‘Ne zaman zihin safsa ve ilahi bir hikmet gelirse ona, eskiler göçüp gider; araçlar, öğretmenler, tapınaklar düşer, anda yaşar, geçmişi ve geleceği şu saatin içine çeker.’ Bu keşif ise kendi içsel ve hissel bilincimizin bizim asıl güce bağlanmamızı ve hayatımızı hedeflerimizin üstünde yaşamamızı sağlayan temelin yani asıl gerçekliğimizin felsefesidir. Bu felsefede kalabildiğimiz müddetçe uçuşan anlar, tarih olsun mitoloji ya da spirituel bilgiler olsun bizde bir araç olarak kalır. Sadece kendi yaşamımızın bilincine dair bizde farkındalık yaratır.

     

    Dinsel ikonların, mitolojik kahramanların, Tanrıların ve Tanrıçaların, onlara dayalı  olan mistik sembollerin ve numerolojiiye dayalı rakkamların hepsinin biraraya tek birlikten gelmiş hali resimlerimde izleyiciye kendi içindeki gücü, inancı, güveni, ve teslimiyeti yani hakikatimizi gösteriyor.  Her bir farklı alanda yaşadığımız hikayenin aslında yatan benzerlik, kendi içsel gücümüzün engin bir gizemi olduğunu bize hatırlatıyor. Bu gizemi sorgulamak ve araştırmak bizim dışsal realitede yarattığımız ilüzyondan çıkıp içsel gerçekliğimizi kendi sezgilerimizle bulmamızdır. Resimlerim kendi sorgulayışımda aldığım bir yolculuğun yansımalarıdır.

     

    İzleyicinin bu çalışmalarımdaki herbir resimde kendini bulmasını ve o buluş ile de bir yolculuğa çıkarak bilincini, yargılarını, tecrübelerini ve transcendent halinin içinde asıl gerçeğini kendi zaman ve boşluk kavramlarında bulmasını diliyorum.

     

  • Hayatın sevgili değişiminin Manifestosu


    #465
    Değişimi benimse
    O bugünümüzün yetkilendiricisi.
    Her bitiş bir yeni başlangıç
    İçimizdeki akışın girişimi...
    Her bir zerafetin payına inanış-
    Bir cevap, bir anahtar
    Bitmeyen fırsatların kapısına...
    Her gün yeni bir macera,
    Affedip daha fazla gerçekliği kabulleniş.
    Doğa bizim yansımamız,
    Gerisi korkularımızın ilüzyonundan ibaret...

    Hayat amacımız:
    Mitolojide kendi kromozomlarımızı aramak
    Tarihte kendi kimliklerimize bakmak
    Bugüne uygulamak
    Gerçekliği yaratabilmek adına
    Sevme yetimizin kendisi.

    Biz yetenekli varlıklarız
    "Doğanın şifacılarıyız"
    İçimizdeki sevgiyle akıyoruz.
    Her gün bizim aynamız
    Gerçeğimizin yansıtıcısı.
    Bizim her ışığımızın yetisi:
    Güven, kabul ve sevgi.
    Biz doğanın çocuklarıyız,
    Işık yansıtan
    Tevekkül ile
    Kardeşliğimize inanan
    Gerçek için değişen-
    Gerçek şu an
    Şu an ebediyet
    Şu an hiç bitmeyen fırsatları yaratırken...

    Her gün kendine de ki:
    Sevmek için var olmuşum
    Kabul etmek için
    İnanabilmek için
    Teşekkür etmek için
    Kendimde olan sevgi yetisiyle
    Beni yansıtan herkesi sevebildiğim için.

    Namaste.

  • Oluşturduğum serinin içerisindeki resimler olgunlaşmamış insanoğlunun kendi yalıtılmış ortamlarında yaşayan aciz ve gerçekdışı doğal varlıklara dönüşümün bir hayali görüntüsüdür.

    Resim üretim sürecinde iki medya ile çalışmaktayım: fotoğraf ve resim sanatı. Fotoğrafı ana kaynağım olarak kullanıp resim yapma süreci içerisinde değişim/dönüşüme tabi tutuyorum. Süreç, çağdaş sanata ve hayata bakış açımı ifade ediyor; fotoğrafın gerçeklikten nasıl uzaklaştığını ve oluşum süreci içerisinde resmin fotoğrafın gerçekliğinden nasıl daha da uzak düştüğünü gösteriyor. Bu süreç, insanların hayatları içerisinde / boyunca yaşadığı değişimler tarafından kendi gerçekliklerinden nasıl daha da uzağa düştükleri hakkındaki görüşümü anlatıyor.

    Çalışmalarımda renk ruh halini anlatması açısından önemli bir konumdadır. Sade ve yalıtılmış bir uzama yerleştirilmiş kesin ve pürüzsüz resimleme tarzım figürlerin gerginlik ve acizlik halini kuvvetlendirmek adına benim için önemli bir role sahiptir. Yaşamımızda teknolojinin ve sosyolojik baskıların yarattığı engellerle savaşır, doğanın yıkımı ve teknolojinin verdiği psikolojik yalıtılmışlığın üstesinden gelmeye çalışırlar.